Bir süre önce İş Bankası Kültür Yayınları için Mihail Bulgakov’un Köpek Kalbi anlatısını çevirmiştim. Çeviri nihayet kitaplaştı, bugünlerde de okur karşısına çıkıyor.

Hatırlayanlar olabilir, Erdem Erinç’le söyleşimizde Köpek Kalbi’ni de konuşmuştuk. O sıralar bu yapıtın Rusçadan yapılmış bir çevirisi yoktu. Mevcut çeviriler İngilizce gibi ikinci dillerden idi. Yayınevinin teklifini kabul ederken beni motive eden şeylerden biri buydu.

Ne var ki, biz kitabı yayına hazırlarken Tefrika Yayınları elini daha çabuk tuttu ve Köpek Kalbi’nin Süha Demirel tarafından Rusçadan yapılmış çevirisini Eylül ayında yayınladı. Böylece Rusların deyimiyle “birincilik palmiyesini” onlara kaptırmış olduk.

Öte yandan, bu yazıyı hazırlamak için internet üzerinden ulaşılabilen gazete arşivlerini eşelerken Köpek Kalbi’nin doğrudan Rusya’dan topraklarımıza ilk ayak basışının çok daha erken bir tarihe rastladığını öğrendiğimi, buna da epey şaşırdığımı belirtmem lazım. Milliyet Gazetesi’nin yazdığına göre, 1988’de bir festival çerçevesinde İstanbul’a gelen bir Sovyet tiyatro topluluğu Köpek Kalbi’nden uyarlanan bir oyunu sahnelemiş. Cumhuriyet Gazetesi’nde 1995’te çıkan bir yazıya göre de, sahnede Rusça oynanan oyun kulaklıklar aracılığıyla aktarılmış seyirciye. Kimdi bu işin altından kalkan çevirmenimiz, merak etmemek elde değil.

Glasnostla gelen bir oyun

Bulgakov kızgın ve de kırgın bir yazar. Gogol ve Saltıkov-Şedrin gibi dev geleneklere sırtını vererek yazdığı mizah yönü ağır basan eserlerde, mevcut politik ve kültürel gerçeklikle yaşadığı uyumsuzluğu ve dahası bu gerçekliğe olan tepkisini görmemek çok zor.

Köpek Kalbi de istisna değil. Köpek Şarik’in maceraları Sovyet gerçekliğinin en yakıcı sorunlarından biri olan, hatta bir bakıma yansımaları bugün bile devam eden konut sorunu etrafında örülmüş sert bir hiciv.

Bundan ötürü 1980’lerin sonuna dek memleketinde doğru dürüst gün yüzü görmemiş. Ama okur karşısına çıktığı andan itibaren de… Adeta yanardağ gibi patlamış. Sovyet sinema tarihinin en başarılı filmlerinden birine temel teşkil etmiş, defalarca tiyatroya uyarlanmış. Dile kazandırdığı, Rusların Yunan-Alman geleneğinden ödünç aldığı deyimle onca “kanatlı söz”, aforizma da cabası. Bugün Moskova sokaklarında yürürken hiç ummadığınız bir anda Köpek Kalbi’nden bir detay çıkabilir karşınıza.

Doktor Bormental Eczaneleri.
Doktor Bormental Eczaneleri.

Bulgakov ve eserleri söz konusu olduğunda bir şeyin altını çizmekte yarar var. Vasil Bikau’nun deyimiyle sanatın polizeiları tarafından kale gibi korunan, Sovyetlerin makbul edebiyat evreninin dışında kalmış bir sanatçı Bulgakov. Bir yazar olarak okunmak istediği aşikar ancak bu kalenin içine girmeye istekli olduğu çok şüpheli (Örneğin komünist idealleri paylaşan Platonov daha hevesli görünmektedir).

Bulgakov’u değerli kılan unsurlardan biri de işte bu dışarıda kalmışlık. Komünist partisinin beslediği, Üstat ve Margarita‘da pek bir güzel hırpalanan, üçüncü sınıf kıskanç yazı-çizi esnafı tarafından didiklenmemişlik ve sakatlanmamışlık. Bulgakov’un buna izin vermemekle ne kadar isabetli davrandığı gün gibi ortada. Anlı şanlı, makbul Sovyet edebiyatının bugünkü ibretlik hali de.

Çevirmen sıfatıyla organize ettiğim okur-yazar buluşması için yazarın evini tercih ettim. Köpek Kalbi’ni okurken kendi evindeymiş gibi rahat hissetmeyebilir okur. Misafir olmaktan ileri gelen bir tedirginlik duyabilir. Aşina olunmayan deyimler, bize yabancı bir yaşam tarzından detaylar, anlaşılması güç sosyal olgular. Dipnotların yardımıyla biraz olsun gidermeye çalıştım bu yabancılığı.

Çevirinin redaksiyonunu İstanbul Üniversitesi’nin hocalarından Korhan Korbek üstlendi. Moskova’ya geldiğinde kendisiyle görüşme şansımız oldu. Moskova’da hikayenin geçtiği eve prototiplik eden bir bina var. Preçistenka Sokağı, No 24. Binanın alt katına güzel bir kafe-restoran yerleşmiş. Korhan hocayla da orada oturduk. Yolu Moskova’ya düşen edebiyat severlere muhakkak tavsiye ederim. Şarik’le Profesör’ün birlikte adımladığı sokakları görmeden ayrılmasınlar kentten.

Preçistenka Sokağı No 24 ve Profesör Preobrajenski’nin “beletajı”.

Çeviride aksaklık gören okurlar beni haberdar etmeye üşenmez umarım. Sonraki baskılarda düzeltme şansımız olur böylece. mustafayilmaz@outlook.com.

Reklamlar