İlya Boyaşov’un Beyaz Kaplan’ı

İlya Boyaşov - Tankçı (2015).

İlya Boyaşov – Tankçı (2015).

Rus edebiyatından dilimize kazandırılan yapıtlar arasında ikinci dünya savaşı anlatılarının hiç de azımsanamayacak bir yeri var. Bazıları savaşa bilfiil katılmış Yuri Bondarev, Aleksandr Bek, Konstantin Simonov, Mihail Şolohov, Viktor Nekrasov, Boris Vasilyev, Vasil Bıkov gibi yazarların (burada Bıkov’un Belarus olduğu parantezini açmak gerek) kitapları ilk aklıma gelenler. Çeviribilim Yayınları Nisan ayında bunlara yeni kuşak yazarlardan İlya Boyaşov’un Tankçı ya da Beyaz Kaplan (2008) adlı romanını ekledi. Uğur Büke’nin çevirisiyle çıkan kitabı Sabri Gürses yayına hazırlamış.

Roman yanmış bir tankın içerisinde neredeyse kömürleşmiş vaziyette bulunan bir Rus tankçısının iyileşme sürecinin ardından Almanların hayalet tankı Beyaz Kaplan’ın peşine düşmesini anlatıyor. Kitabın olay örgüsünü de büyük oranda bu, “tankların tanrısına” tapan makine delisinin yapıp ettikleri oluşturuyor. Hafızasını yitirdiği için Naydenov (bulunmuş) olarak yeniden adlandırılan bu tipin ismiyle cismiyle, sıfır cinselliği ve sıfır canlılık belirtisiyle bir Platonov romanından çıkmış gibi durduğunu geçerken belirteyim.

Boyaşov’un romanının konusu elbette savaş. Ama daha ziyade savaş tekniği. Tarihçi kimliğine de sahip yazarın Tankçı‘yı hazırlarken bol bol anı okuduğu belli oluyor. Kitabın tank savaşının özünü oluşturan “Kaç saniyede?”, “Kaç milimetre?” gibi soruların üzerine kurulu olduğu söylenebilir.

Çağdaş bir yazar olarak yukarıda andığım isimleri bağlayan prangalardan kurtulunmuş olmasının avantajını sonuna kadar kullanıyor Boyaşov. Kitabın sonuna düştüğü notlarda Doğu Cephesi’ndeki savaşın en önemli dönemeçleriyle ilgili akıl yürütmelerini bulabiliyoruz, ki bazıları oldukça kafa açıcı, hatta ikna edici. Wehrmacht karşısında Kızıl Ordu’nun bu denli yüksek kayıp vermesinin nedenleri üzerine düştüğü 16 numaralı not örneğin. Çoğu çağdaşı gibi o da Sovyet devlet terörünün ve bunun savaş sırasında oynadığı rolün farkında. Kızıl Ordu’nun Doğu Avrupa’da işlediği savaş suçlarının da.

Bununla birlikte, şunu itiraf etmek gerek, Tankçı büyük bir edebiyat başarısı olmanın uzağında. Açıkçası yarattığı karaktere ve giriştiği mücadeleye pek ikna olmadım. Olayların çözüme kavuşturuluş biçimi de aynı şekilde zayıf geldi. Ama bunun gibi asıl derdi savaş tekniği olan bir kitap için bunların pek az önemi var bence. Edebiyat tutkunlarından ziyade savaş tarihine meraklı okur kesiminin ilgisini çekebilecek bir kitap izlenimi ağır bassa da bunun bir “eksi” olmadığı şerhini düşmek gerek. Hiç kuşkusuz dilimizin bu gibi yapıtlara da “edebiyat” kadar ihtiyacı var.

Kitaptan uyarlanan 2012 tarihli Belıy Tigr filmi için de bir not düşeyim. İlk elli dakikasını ancak izleyebildim. Kitaba ruhunu veren saniyeleri ve milimetreleri hiçe sayan ve bu nedenle kitabın çok çok gerisinde kalan özensiz bir yapım. Yakın bir tarihte gösterime giren ve benzer bir malzemeyi yoğuran Fury ile kıyaslıyor ister istemez insan, ki o da mükemmel bir film sayılmaz. Ama milimetre ve saniyeleri göstermede çok daha başarılı. Fazla hırpalamadan, Rusların edebiyatın yarattığı anlamı göstermekte zorlanan bir sineması var demekle yetineyim.

Bir not da Türkçe çeviri üzerine. Kitaplarla haşır neşir olup da “çeviri kokmak” tabirini duymayan yoktur. “Çeviri kokan” metinler karakterlerin “Türkçe konuşturulduğu” metinlerin gerisinde görülür genelde. Büyük oranda hemfikir olmakla birlikte son dönemde bu konudaki düşüncem biraz esneme, hatta değişme yolunda. Tankçı‘yı okurken bunun iyice farkına vardım. Uğur Büke’nin metni “çeviri” değil ama epey bir “Rusça” kokuyor. Ve bu kokuyu sevmemek çok zor. Rusçanın tüm kekreliği, hoyratlığı Türk diline yer yer aykırı düşen noktalamasına varana dek metne yansıtılmış. Herkesin zevki elbette farklı ama şahsen ben “filtresiz bira” tadındaki bu çeviriden gayet keyif aldım.

Bununla birlikte, soru işaretleri de yok değil. Okuma sırasında yedi tanesini not almışım kendime. Sonradan bunları orijinal Rusça metinle kıyaslama imkanım oldu. Kanımca üç yerde yanlış yorumlama söz konusu. Kalan dördü de tartışmalı. Yayıncı ve çevirmen sonraki baskılar için üzerinde düşünmek isteyebilir diyerek buraya alıyorum.

9. sayfada: “… fener balığı gözünü açtı.” Rusça metinde geçen kelime golovyoşka. İki anlamı var: fener balığı ve yanıp kömürleşen odun parçası. Tankçıyı buldukları vaziyet yani. Yazarın “gözünü açtı” ifadesini italik vermesine bakarak kastedilenin ikinci anlam olduğu söylenebilir.

45. sayfada: “kardeş mezarları”. Rusça bratskaya mogila – kardeş mezarları ifadesi aslında çok hoşuma giden bir ifade, daha önce de belirtmiştim, ancak ifadenin asıl Türkçe karşılığı toplu mezar.

72. sayfada “Sukin” soyadı için düşülen dipnot: “Suk “dal, budak”, sukaysa dişi köpek anlamına gelir.” Bu dipnota şunun da ilave edilmesi gerekir, ki sukin deyince bir Rusun aklına ilk bu gelir, bu ifade Rusça “orospu çocuğu” (sukin sın) küfrünün ilk kısmını oluşturur.

74. sayfada “Dolaşan Avrupa’da / komünizm azmanı!” Çevirmen sanırım bir önceki mısradaki “lavman” kelimesiyle kafiye oluşturmak için “azman” ifadesini tercih etmiş ama hemen anlaşılacağı üzere bu son iki mısra aslında Komünist Manifesto’nun başlangıç kısmından. “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor. Komünizm hayaleti.” Bir kafiye için buradaki anlamı feda etmeye değer mi, şüpheliyim açıkçası.

84. sayfada: “Cephedeki “feministler””. Rusça metinde geçen kelime femina. Anlamı feministten ziyade kadın, daha şiirsel bir ifadeyle “Havva’nın kızları.”

119. sayfada: “savaşın ana ilkesi… – yarma ve “keneler””. Rusça metinde geçen kelime kleşi. Tekil halde kene, çoğul halde kerpeten. Burada askeri manevra kastedildiğine göre doğru karşılık kerpeten olmalı. Veya kıskaç.

133. sayfada: “İvan İvanıç’ı gören köylü kadınlar Meryem Anamız diye çığlık atıyordu.” Blogun takipçileri burada Meryem Ana ifadesine takıldığımı hemen tahmin edecektir. Gerçekten de Rusça orijinal metinde köylü kadınlar Meryem Ana diye değil, Tanrının Anası (Mater bojiya) diye çığlık atıyor. Kanımca çevirinin “Rusça kokusuna” aykırı tek husus bu.

Reklamlar

Hakkında Mustafa Yılmaz
Rusça çevirmeni.

Eklemek istediğiniz şeyler varsa...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: