Partizan marşı üzerine

Bugün Gün Zileli’nin sitesinde, Rus iç savaşının meşhur şarkısı Po dolinam i po vzgoryam‘ın (Vadilerden ve tepelerden), bizdeki adıyla Partizan Marşı‘nın güncel bir Türkçe uyarlamasını konu edinen bir yazıya denk geldim. Haydi Tahrifata başlıklı yazı ilk kez Ekim ayında Servet Düşmanı adlı bir sitede yayımlanmış. Yazar şarkının iç savaş zamanı Ukrayna’daki anarşistler tarafından söylenen Mahnovşina adlı versiyonunun Bandista grubu tarafından yapılan uyarlamasını eleştiriyor. Buna göre, Bandista orijinal sözleri politik saiklerle tahrif etmiş. Siyasi polemik tarafından ziyade, Rus kültür tarihini alakadar etmesi yönüyle ilgimi çekti konu, Po dolinam i po vzgoryam‘a ve ortaya çıkış hikayesine kendimce eğilmek istedim.

Yazıda Rusça kaynaklarla uyuşmayan iki husus var.

Bunlardan ilki, yazar tarafından iç savaş zamanı Ukrayna’da Mahnocular tarafından söylendiği ileri sürülen versiyonun sözlerine ilişkin. İlgili kaynaklardan anladığım kadarıyla, Ukraynalı anarşistlerin Mahnovşina adında bir marş söylediği konusunda kesin bir bilgi yok, haliyle o yıllardan bugüne ulaşmış “orijinal sözler” de. Yazıda alıntılanan ve Bandista’nın uyarlamasına temel teşkil eden sözler, 1960’larda Fransa’da, büyük olasılıkla Etienne Roda-Gil tarafından yazılmış. Şimdilerde internette dolaşan Ukraynaca sözler yakın zamanda Fransızca (veya İngilizceden) çevrilerek üretilmiş. Özcesi, ortada gerçekten bir tahrifat var ise, bu 1917-1920’ler Ukraynalı anarşistlerinin değil, 1960’lar Fransız anarşistlerinin şarkısı üzerinden gerçekleşmiş gibi görünüyor.

Rusça kaynaklarla tam uyuşmayan ikinci husus ise aşağıdaki alıntıda yatıyor:

“Bu şarkının müziği geleneksel bir Rus ezgisi. İç savaş sırasında üç taraf da, yani çarcı ve burjuvaların Beyaz Ordu’su, Bolşevikler’in Kızıl Ordu’su ve Ukrayna anarşistlerinin Kara Ordu’su aynı ezgiye kendi sözlerini yazarak marş haline getirmiş.”

Durum aslında biraz daha karmaşık. Po dolinam i po vzgoryam‘ın söz yazarı bugün kesin olarak biliniyor: Pyotr Parfyonov. Beste konusunda ortak bir kabul yok ancak onun da Parfyonov’a ait olduğunu iddia eden akıl yürütmeler var ki, şahsen bunları ikna edici buldum.

Buna göre, Parfyonov şarkının ilk versiyonunu Aralık 1914’te Çarlık Ordusu’nda asker iken İrkutsk’ta yazıyor. Hikaye kendi ağzından özetle şöyle:

“İrkutsk’ta günlük yürüyüş eğitimi sırasında birden fark ettim ki Suçan’da (Na Suçane) adlı şiirim de yürüyüş temposu belirlemeye çok iyi yardımcı oluyor. Şiiri birkaç kere kendi kendime okuduktan ve söylenebilirliğine emin olduktan sonra bir grup arkadaşı birlikte söylemeye ikna ettim. Ancak sözler komutanın hoşuna gitmedi. Fazla karamsarmış. Sonraki provalar da çok başarılı olmadı ama herkes şarkının ritmini takdir etti.”

Parfyonov 1917’de Romanya Cephesi’ndeyken Bolşevikler’e katılıyor. Devrimden sonra iç savaş sırasında yine Bolşeviklerin safında Sibirya ve Uzak Doğu’da savaşıyor. 1922’ye kadar, İrkutsk’ta ortaya çıkan ezgi üzerine üç şarkı daha yazıyor. İşte bunlardan sonuncusu Po dolinam i po vzgoryam, bizde ve Rusya’da daha bilinen adıyla Partizan Marşı (Partizanskiy gimn).

Yalnız bu tarihe kadar şarkının, daha ortada devrim filan yokken Rus ordusunun çeşitli birlikleri tarafından farklı sözlerle söylendiğini belirtelim. Bunların dışında kayıt altına alınmış, “geleneksel Rus ezgisi” olarak adlandırılabilecek bir şeye ben hiçbir yerde rastlamadım. Bu birliklerin bir şekilde Romanya Cephesi ve Sibirya’yla ilişkili olması bestecinin de Parfyonov olduğu iddiasıyla uyumlu. Tersinden, Parfyonov’un şarkının ilk ortaya çıktığı yere yakın olduğu şeklinde de yorumlanabilir elbette bu.

Partizan Marşı‘nın Sovyetler Birliği’nde popülerlik kazanması ise meşhur besteci Aleksandr Aleksandrov sayesinde (SSCB Marşı ve Kutsal Savaş Aleksandrov’un en bilinen bestelerinden ikisi). 1929’da şarkıyı bir Kızıl Ordu askerinden dinleyen Aleksandrov Rus şair Sergey Alımov’la birlikte düzenleyerek kayıt altına alıyor. Şarkının bugün en çok bilinen, kanon haline gelmiş versiyonu işte böyle ortaya çıkıyor. Kayıtta beste şarkıyı aktaran Kızıl Ordu askerine (Aturov) atfedilirken sözlerin altında da Alımov’un imzası görülüyor, ki işler burada ilginçleşiyor.

Partizan Marşı tüm Sovyetlerde yayıla dursun, Pyotr Parfyonov için işler pek yolunda gitmiyor. 1933 yılında komünist partisinden atılıyor. Öte yandan, 1934’te İzvestiya’da çıkan kolektif bir makalede şarkının sözlerinin sahibi olarak ilk kez adı geçiyor. Üyesi olduğu Yazarlar Birliği bir komisyon kurarak Alımov ile Parfyonov’u yüzleştiriyor. Tam mesele çözüme kavuşacağı sırada kahramanımızın başına olabilecek şeylerin en kötüsü geliyor ve karşıdevrimci terörist bir grupla bağlantılı olmak suçlamasıyla tutuklanıyor. 1937’de de… Sonrası malum. Mezarı, daha doğrusu külleri blogda daha önce andığım Donskoy mezarlığında. İç savaşın meşhur beyaz generali Denikin’in de burada yatttığını geçerken hatırlatayım.

Parfyonov’un aradan çıkmasıyla güfte Alımov’un üstüne kalıyor. 1962’ye kadar. Bu tarihte mahkeme Po dolinam i po vzgoryam‘ın sözlerinin 1956’da itibarı iade edilen Parfyonov’a ait olduğunu resmen tescil ediyor.

Mayakovski’nin grafik çalışmalarıyla ilgili yazıda işaret ettiğim bir olguyu Po dolinam i po vzgoryam‘ın hikayesinde de görüyorum. Rusya’da 1917 kırılmasından sonra, daha evvel Rus milli kültürüne angaje sanatçılar veya sanat ürünleri, devrimden sonra bir anda bambaşka bir gömlek içerisinde, yepyeni bir bağlamda karşımıza çıkabiliyor. Elbette bu ürünlerden zevk almamıza engel değil bu. Averçenko’nun enfes hikayesinde dendiği gibi, Ruslar devrimi yüzlerine gözlerine bulaştırmış olabilir, ama müzik işinden anladıkları kesin.


Kaynaklar:

1. http://elar.urfu.ru/bitstream/10995/22919/1/iurg-2007-53-24.pdf

2. http://a-pesni.org/grvojna/kr/podolinam.php

3. http://magazines.russ.ru/sib/2007/12/kre8.html

4. http://www.litmir.me/br/?b=221802&p=43

Reklamlar

Hakkında Mustafa Yılmaz
Rusça çevirmeni.

2 Responses to Partizan marşı üzerine

  1. Bülent Özükan says:

    Tebrik ederim. İlgiyle izliyorum. Ressam Ayvazovski’ye ilişkin paylaşacaklarınız olursa ilgiyle izleyeceğim.

    • Teşekkürler. Dokuzuncu Dalga en sevdiğim tablolardan biridir. St. Petersburg’a gittiğimde görmek istemiştim ama ne yazık ki o sırada Avrupa’da bir sergideydi. Ayvazovski’ye ilişkin de bir şeyler yazmak için başka fırsatlar çıkar umarım.

Eklemek istediğiniz şeyler varsa...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: