“Cihanı gezip gören bu hakir, iman taşıyan bir kalple yedi iklimi tamaşa ettiğim vakit, Kâfiristan’dan daha mamur bir diyar görmedim! Ve İslam diyarı kadar da harap yerler görmedim! Müşrik kâfir ve facirler, batıl dinleri üzereyken bile can verip kiliselerini mamur ederler de kilise malından bir kırmızı mangır yemeye İsvet Nikola’dan, Meryem ve İsa’sından korkarlar.”

Bu sözler Evliya Çelebi’nin Sakız izlenimlerinden. Kentsel dönüşüme yetişemediği iyi olmuş diye düşünüyor insan bir yandan. Ama burada benim dikkatimi çeken başka bir şey. Ortodoks Hıristiyanlığın en baskın üç figürünü aynı karede fotoğraflamış olması. Tanrıdoğuran, İsa Mesih ve aziz hemşehrimiz Nikola.

IMG_2371
Yolcular için katlanabilir ikon seti.

Andrey Rublyov müzesiyle ilgili yazıda değinmiştim, bu baskınlık durumu Ruslar için de geçerli. İsa Mesih ve Tanrıdoğuran’ın ardından Aziz Nikolay geliyor. Gündelik hayatta bunu fark etmemek imkansız. Evlerde, otomobillerde en sık rastlanan ikonlar Aziz Nikolay’ınkiler. Tanrının Anası’ndan sonra kiliselere en çok adını veren de o.

Ruslar Nikolay’ı “mucize yaratıcı” olarak anıyor (Çudotvorets). İnanışa göre IV. yüzyıl Akdeniz’inde kazaya kurban giden denizcileri diriltmesi ona bu yönde bir ün sağlamış. Nikolay denizcilerin yanı sıra yolcuların, evcil ve vahşi hayvanların, tarımın, arıcılığın ve benzeri meşgalenin de koruyucusu sayılıyor. Hıristiyanlık öncesi inanışlarda muhakkak bir muadili var. Eski Sovyet coğrafyasında Hıristiyanlığı sonradan kabul eden halkların panteonlarından isimlerle kaynaşmışlığı söz konusu. Kalmıkların Mikola-Burhan’ı gibi. Sıradan insan nezdindeki popülaritesinin sebebi belki de kimliğindeki bu “halkçı” karakter. Konu gündelik hayatın meşakkatli işleri ise ondan daha iyi bir dert dinleyici bulmak zor.

Nikolay’ın resmedildiği bazı ikonlar çudotvornaya, yani “mucize yaratan” olarak adlandırılıyor. Bu ikonların insanlara şifa dağıttığına, çeşitli felaket anlarında yardım ettiğine inanılıyor.

XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Ukrayna’nın Poltava bölgesinde yapılmış olan ve uzun yıllar Dikanka kasabasındaki Aziz Nikolay Kilisesi’nin ikonastasında asılı duran Aziz Nikolay ikonu da bunlardan biri. Rus edebiyatını bilenler bu kasabayı Gogol’ün ilk kitabı Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar‘dan hatırlayacaktır (Veçera na hutore bliz Dikanki, 1831). Kendisi de Poltava yöresinden olan Gogol’ün yaşamı bu kasaba, kilise ve ikonla yakından ilişkili. Sadece yaşamı değil, doğumundan çok önce konulmuş adı da.

Mariya Kosyarovskaya Vasili Gogol-Yanovski ile evlendiğinde 14 yaşındadır. Çocuk yaşta kocaya verildiğinden mi, yoksa dönemin düşük sağlık standartlarından mı bilmiyorum, ilk iki bebeği yaşamamış. Mariya Gogol-Yanovskaya çareyi Dikanka’daki Aziz Nikolay (Ukraynacası Mikola) kilisesine gidip ikondan yardım istemekte buluyor. Ve bir de söz veriyor: “Çocuğum sağlıklı doğarsa adını Mikola koyacağım.”

Mikola Gogol-Yanovski’nin, ya da daha iyi bildiğimiz şekliyle Nikolay Gogol’ün adı işte böyle konuyor.

Kızkardeşinin aktardığına göre Gogol bu hikayeyi hatırlamayı çok severmiş. 1845 yazında hastalandığında da annesine mektup yazıp yine aynı kilisede Aziz Nikolay ikonunun önünde kendisi için dua etmesini istemiş.

Aziz Nikolay Kilisesi Sovyetler Birliği zamanında ibadete kapalı. 1963’te ise ateizm müzesine çevrilmiş. Poltava Sanat Müzesi’nin müdürü 1971’de kilisenin ikonastasını incelerken mucize yaratan Aziz Nikolay ikonunu yeniden keşfetmiş. Ama ne halde!

Aşırı derecede yıpranan, bu nedenle üstüne bir kumaş gerdirilerek uzun yıllar gözlerden saklanan ikon tekrar gün ışığına çıkınca müze tarafından “korumaya alınmış”. 40 yıl boyunca! Uzun süre ikonu kimselere göstermek istemeyen müze idaresi, ikonun aslında müzede olmadığı, yıllar önce bir koleksiyoncuya satıldığı söylentileri iyice çoğalınca pes etmiş ve onu sergilemeye karar vermiş. İkon iki yıl boyunca Ukrayna’da bir merkezde restore edilmiş. 2010’da da ilk kez halkın karşısına çıkarılmış.

Restore edilmiş hali aşağıda solda. Kaybın çok oluşu restoratörlerin de elini kolunu bağlamış. Sağdaki ise yine aynı uzmanlar tarafından çıkarılan ve bazı kısımlarda hayal gücüne veya benzer yapıtlara yaslanarak oluşturulan kopyası. 2010’da ikisi birlikte sergilenmiş.

nikola
Fotoğraflar: kp.ua ve pravoslavie.poltava.ua.

Kafiristan’ın XX. yüzyılda kaybettiklerini görse Evliya Çelebi’nin bile içi acırdı herhalde.

Reklamlar