Karanlıkta Fısıldaşanlar Rusya’da neden basılmadı?

figesTürkiyeli okur Orlando Figes’i 2011’de Nurettin Elhüseyni çevirisiyle YKY’den çıkan Karanlıkta Fısıldaşanlar – Stalin Rusya’sında Özel Yaşam kitabıyla tanıdı (The Whisperers – Private Life in Stalin’s Russia). YKY 2012 ve 2013’te yazarın aynı çevirmen tarafından Türkçeleştirilen iki kitabını daha bastı: Kırım – Son Haçlı Seferi (Crimea – The Last Crusade) ve Haberini Alayım Yeter (Just Send Me Word).

Yanlış aklımda kalmadıysa, Gün Zileli’nin sitesinde yazdığı bir değerlendirme sayesinde haberim olmuştu Karanlıkta Fısıldaşanlar‘dan. Memlekete dönünce alır okurum diye bir kenara not etmiştim.

Bir hafta kadar önce yine Zileli’nin sitesinde kitaba atıf yapan bir konuk yazısının altına eklenen bir yorum sayesinde, 2012 yılında kitapla ilgili ABD, İngiltere ve Rusya basınında bir tartışmanın döndüğünü öğrendim. Tartışmanın fitilini ateşleyen Stephen F. Cohen ve Peter Reddaway adlı iki Rusya uzmanının The Nation dergisinde yayınladığı Orlando Figes ve Stalin’in Kurbanları yazısı. Meselenin Türkçe internete yansımadığını görünce izlenimlerimi toparlayıp bir post haline getirmeyi uygun buldum.

Cohen ve Reddaway’in yazısını okumaya üşenenler için hadiseyi kısaca özetleyeyim. Karanlıkta Fısıldaşanlar‘ın İngilizce yayımının ardından bir yayınevi (Attikus) kitabı Rusya’da da basmaya niyetleniyor ancak bir süre sonra proje rafa kaldırılıyor. Figes verdiği bir röportajda yayının iptalinin ardında Putin’in parmağı olabileceğini söylüyor. Açıkçası bundan şüphelenmekte de hakkı var, zira o günlerde, kitapta yer alan söyleşileri temin eden insan hakları örgütü Memorial’in büroları polis baskınına uğruyor ve pek çok malzemeye polis tarafından el konuluyor. Blogda sık sık andığım Memorial’in adını Hrant Dink ödüllerinden de hatırlayan çıkacaktır.

2010’da projeyi bir başka yayınevi (Corpus) tekrar gündeme getiriyor, ancak sonradan onlar da vazgeçiyor. Sebebi de şu. Corpus kitabın Rusça tercümesini gerçekleştirirken kitaba konu olan şahısların anlatımlarını bir kez daha çevirmektense, orijinal Rusça malzemeleri kullanmak istiyor, ki mantıklı olan da bu. Ancak Rusça orijinaller ve Figes’in İngilizce metni yan yana gelince küçük çaplı bir kıyamet kopuyor. Zira Figes’in çevirilerinde ve yorumlarında kimisi nispeten önemsiz, kimisi -Cohen ve Reddaway’e göre- gerçekten önemli sorunlar fark ediliyor. Yayınevi adına kitabı inceleyen Memorial görevlilerinden birinin The Nation yazarlarına aktardığına göre kitapta çok sayıda “anakronizm, yanlış yorumlama, aptalca hata ve safi saçmalık” var. Bunun üzerine yayınevi projeyi iptal ediyor ve durumu 2011’de Figes’e bildiriyor. Figes hataları düzeltmeyi öneriyor ancak yayınevi ısrarlı tutumunu sürdürerek projeden tümüyle vazgeçiyor.

Cohen ve Reddaway yazılarında söz konusu hatalar ve yanlış yorumlamalardan birkaç örnek sunmuş. Bir tanesini aktarayım, zira kitabın adı da buradan. (İngilizce baskının sanırım) 253. sayfasında, Natalya Danilova’nın ağzına şu ifade yerleştiriliyor: [teyzem hariç] “geri kalanlarımız itirazımızı yalnızca fısıltıyla dile getirebiliyorduk” (çeviri bana ait, YKY baskısında farklı olması muhtemeldir). Halbuki Natalya Danilova’nın Memorial’e verdiği söyleşide böyle bir cümle yok.

Cohen ve Reddaway Figes’in söyleşileri çarpıtarak ve bazı insanları gereksiz yere zan altında bırakarak Stalin kurbanlarının anısına saygısızlık ettiği ithamıyla yazılarını bitiriyor.

Aynı günlerde The Guardian’da çıkan Robert Booth ve Miriam Elder imzalı bir yazıda ise Cohen ve Reddaway’in de yazılarında yer verdiği, açıkçası tartışmayı daha başka bir boyuta taşıyan, hatta biraz Türk işi bir ayrıntıya değinilmiş. Meğer Orlando Figes bir dönem Amazon’da kendi kitaplarının altına anonim övgüler yazarken rakip akademisyenlerin kitaplarını karalıyormuş. Booth ve Elder’in dediğine göre o dönem bu hadise Figes’in bilim insanı şöhretinde ciddi bir gedik açmasa da kitabın Rusça yayını iptal edilince ister istemez yeniden hatırlanmış.

Yazıda Rus yayınevinin Figes’ten yana asıl çekinceleri şöyle belirtiliyor: Kitap bu haliyle basılırsa bazıları hala hayatta olan kurbanlar incinebilir. Memorial arşivinin başında bulunan Alyona Kozlova ise Figes’in kalemini övüyor ve kitapta yer verdiği yorumlara itiraz etmeleri gibi bir durumun olmadığını, zira bunun yazarın hakkı olduğunu ancak bazı kişilerin resmediliş biçimine itirazları olduğunu söylüyor: Bu insanlar hala hayatta ve gücenebilirler.

Orlando Figes Photo: Michaela BruckbergerAçıkçası Orlando Figes’in herhangi bir yapıtını okumadan bu tartışmayla yüz yüze gelmek benim için biraz heves kırıcı oldu. Yetmezmiş gibi bugün Figes’in Ukrayna olayları üzerine Foreign Affairs’de çıkan bir yazısını ve yazının altına düşülen ve çoğu da iyi temellendirilmiş eleştirileri gördüm. Twitter’da bir Rus gazeteci yazının linkini Figes Ukraynalılara nasıl Ukraynalı olunacağını öğretmeye kalkan sıradaki yabancı diyerek paylaşmış. Hikayenin burada biteceğini sanmıyorum. Takip etmek isteyenler için Figes’in twitter adresi: @orlandofiges

Özetle yazarın repütasyonu buralarda bir miktar ateş altında.

Reklamlar

Hakkında Mustafa Yılmaz
Rusça çevirmeni.

2 Responses to Karanlıkta Fısıldaşanlar Rusya’da neden basılmadı?

  1. M. Melih Güneş says:

    Orlando Figes adına ilk İnkılap Kitabevi’nden (2009’da) çıkan 784 sayfalık “Nataşa’nın Dansı / Rusya’nın Kültürel Tarihi” kitabında rastlamıştım. Kitap haketmesi gereken ilgiyi bence görememişti.

Eklemek istediğiniz şeyler varsa...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: