Moskova’da bir apartman avlusunda bir çocuk top oynarken bir pencerenin camını kırar. Apartmanın kapıcısı elinde süpürgesiyle çocuğun peşine düşer.

Çocuk kaçarken düşünür: “Böyle olmaz. Apartman avlusunda kapıcılardan kaçmak yerine evde derslerime çalışmalı, okumalıyım. İleride bir gün Erich Maria Remarque gibi büyük bir yazar olabilirim.”

Bu sırada Remarque İsviçre’deki villasında sallanan sandalyesine kurulmuş düşünmektedir: “Boş bir hayat sürmedim. İyi kitaplar yazdım. Faşizme karşı savaştım. Bütün dünyada tanınıyorum. Ama yine de… Ernest Hemingway benden daha iyi bir yazar.”

Bu sırada Hemingway Karayip Denizi’nde teknesinin güvertesinde dikilmiş, başında şapkası, ağzında piposu balık avlamakta, bir yandan da düşünmektedir: “Gerçek bir erkek gibi yaşadım. Çok çalıştım. Gergedan ve fil avladım. Faşizmle mücadele ettim. Her şeyim var: şöhret, para, kadın. Ama yine de… Andrey Platonov benden daha iyi bir yazar.”

Bu sırada Platonov Moskova’da bir apartman avlusunda elinde süpürge, top oynayan bir çocuğu kovalamaktadır: “Seni piç kurusu! Bir yakalarsam…”

* 1931’de Krasnaya Nov dergisinde yayımlanan Vprok adlı uzun öyküsü, Platonov’un başını iktidarla derde sokar. Stalin “düşmanlarımızın ajanı” dediği Platonov’un yapıtını basan yayıncıların hesap vermesini ister. Sovyet matbaa ve dergilerinin Platonov’u dışlaması için bu kadarı yeterli olur. Yazar 1940’lı yıllarda bir dönem geçimini sağlamak için ek iş niyetine kapıcılık yapar, tıpkı 1950’lerde kendini benzer bir durumda bulan Zoşçenko’nun bulaşıkçılık yaptığı gibi. Anekdot bunun üzerine söylenmiştir.

Not: Gün Zileli bu postu sitesinde konuk etmişti. Sitenin bir takipçisinden içeriğe dair itiraz geldi, ben de cevap verdim. İtiraz ve cevap şu bağlantıdan okunabilir.

Reklamlar