Bir çağdaşı, bir karganın tüfekle vurulduğuna şahit olan Andrey Platonov’un derin üzüntüye kapıldığını anlatır. Aynı çağdaş Platonov’un hayvanları sevdiğini ve onların insanlığına inandığını yazar. Bu gözlem pek tesadüfi değil gibi görünmekte. Bunu anlamak için yazarın İnek (Korova) adlı öyküsünü okumak yeterli. Ancak, başyapıtı Çevengur’da da karşımıza çıkan bazı satırlar Platonov’un insan – hayvan ilişkisi üzerine kafa yormayı ve kalem oynatmayı sevdiğini gösteriyor. İlk aklıma gelen, Bregoviç’in This is a film şarkısına da ilham veren şu kısım:

“Bak – akıl deryası. Balık yaşamla ölüm arasında durur, o yüzden hem dilsizdir, hem de bakışı ifadesiz; bir danayı al misal, o bile düşünür, ama balık düşünmez – o zaten her şeyi bilir.”

[Çevengur. Çev. Günay Çetao Kızılırmak. Metis, 2010. s. 11-12]

İnek ise Platonov’un, -belki de Yesenin’in aynı adlı şiirinden ilhamla- “bir danayı misal aldığı” bir öykü. Platonov’un deyimiyle “oğlunu” yitiren bir ineğin, küçük bir çocuğun gözünden hikayesi:

“İnek artık hiçbir şey yemiyordu; sessizce ve seyrek nefes alıyordu, ağır, zorlu bir dert kavruluyordu içinde; çıkışsızdı, ancak büyüyebilirdi bu dert, çünkü inek, bir insanın yapabileceği gibi sözle, bilinçle, bir arkadaşla ya da eğlenceyle avunamazdı… İnek, bir mutluluğu unutup bir başkasını bulabileceğini ve eziyet çekmeyi bırakıp yeniden yaşayabileceğini anlamıyordu. Bulanık aklı kendisini kandırmasına yardımcı olacak güce sahip değildi: Yüreğine ya da duygularına bir kez sızan şey ne bastırılır, ne de unutulurdu.”

[Dönüş. Çev. Günay Çetao Kızılırmak. Metis, 2009. s.25]

Bu iki alıntıdaki motiflere ve daha fazlasına Platonov’un diğer kitaplarında da rastlamak mümkün. Konunun meraklısına tavsiye ederim.

Tavsiye demişken, Rus çizgi filmci Aleksandr Petrov’un Platonov’dan uyarladığı Korova‘dan (İnek) bahsetmemek olmaz. Görselliğin avantajı inkar edilemez elbette ama filmin yer yer öyküyü de aşan bir güzellikte olduğunu söylemem lazım. Youtube’da hem orijinali, hem de İngilizce altyazılı versiyonları mevcut.

Reklamlar