Ateşi Çalmak ve Çelik Böyle Sertleşti üzerine yazdığım yazılara küçük bir ek yapmak ihtiyacı doğdu. Nikolay Ostrovski’nin Türkçede Selam Yaşam Ateşi adıyla yayımlanan mektuplarını okuyan bir sözlük yazarı Galina Serebryakova ile ilgili ilginç bazı ifadelere rastlamış. İlginç diye yumuşattığıma bakmayın, zehir zemberek desek daha doğru. Bu iki edebi figürü buluşturan bu mektuptaki ifadeleri aktarmakta yarar görüyorum. Zira o yazılarda çizilen tabloyu tamamlayan bir şeyler var bu ifadelerde.

Mektup 1 Eylül 1936 tarihli. Ostrovski’nin son yazılarından biri. Molodaya Gvardiya editörü ve yakın arkadaşı Anna Karavayeva’ya yazılmış. Ostrovski mektupta gittikçe kötüleşen sağlık durumundan, Fırtına Çocukları üzerine devam eden çalışmalarından, Çelik Böyle Sertleşti’nin yeni çıkan çevirilerinden ve son olarak Sovyet gazetelerinde okuduğu bazı haberlerden söz ediyor:

Edebi çevrelerde maskeleri düşürülen Serebryakova, Selivanovski ve diğer hain ve engerekler hakkında yazılanları tiksintiyle okuyorum. 

Bütün yoldaşlarımıza selam. Nikolay Ostrovski.
I / IX / 1936
Soçi, Ostrovski Sok., № 4.

Ostrovski aynı gün Şolohov’a da bir telgraf çekmiş. “Sevgili Mihail. Moskova’ya ne zaman dönüyorsun?” diye soruyor dostane bir tavırla.

Bu mektupların tarihi önemli. Çünkü Ostrovski’nin hainler hakkında çıkan haberleri tiksintiyle okuduğu, Mihail Şolohov’la tatlı tatlı yazıştığı Eylül günlerinde Serebryakova Moskova’da bir tür ölüm kalım savaşı içerisindedir.

Daha bir yıl evvel Marx’ın Gençliği romanıyla sükse yapan yazarın boynuna ilmek çoktan dolanmıştır. 27 Temmuz’da kocası tutuklanır, NKVD ajanları evde arama yapar. Serebryakova olan bitene anlam veremez ama birkaç kere kendine partinin hata yapıyor olamayacağını tekrar eder. Şok etkisi yaratan bu gelişmeye ilk canlı tepki proletaryanın evdeki temsilcisinden, yani hizmetçiden gelir. Kadın Serebryakova’dan parasını ister: “Yarın sizi de götürecekler, o zaman paramı kimden alacağım?”

Serebryakova Stalin ve Yejov’a birer mektup yazar. Bunun üzerine, meşhur NKVD komiseri Agranov kendisini Lubyanka’ya davet eder. Sorgusunu Agranov ve Yagoda bizzat gerçekleştirir. Bu “davetler” siyah arabaların Serebryakova için son kez geldikleri 7 Eylül gününe kadar aralıksız sürer.

Ostrovski’nin mektubuna bakılırsa Eylül ayı geldiğinde Serebryakova’nın adı gazetelerdedir. Yani tutuklanmasından önce o ve diğerleri hakkında bir karalama kampanyasının fitili çoktan ateşlenmiştir.

Ünlü yönetmen Costa-Gavras’ın Cezayir Savaşı’nı konu edinen Albayım filmi için söylediği bir şey vardı: “O dönemin Fransası kendine söylenen her şeye inanır. Ve ona Cezayir’in Fransız olduğu söylenmiştir.” Bu söz Ostrovski, Serebryakova ve türevleri için fazlasıyla geçerli görünmekte.

 

Kaynak: Nikolay Ostrovski, Tüm Eserleri, cilt 3. (Николай Островский. Собрание сочинений в трех томах. Том 3.)

Reklamlar