Anton Çehov’un Düello adında güzel bir uzun öyküsü var. Rusçada ilk kez 1891 yılında yayımlanmış. Türkçede ise bugüne dek Zeki Baştımar (1945), Nihal Yalaza Taluy (1955), Selin Ceyhan (2004) ve son olarak Mehmet Özgül (2012) tarafından yapılan çevirileri çıkmış.

Öykünün baş kahramanı “lüzumsuz adam” İvan Layevski. Karşısında, ıslah ve ayıklama sevdalısı doğa bilimci von Koren var. Öyküde bu iki karakter arasında düello etmeye kadar varan çekişmenin büyük bir ağırlığı olsa da, asıl olay Layevski ile, evli bir kadın olan Nadejda Fyodorovna arasındaki “gayrı meşru” aşk ilişkisi ve izlediği seyir.

Elimde Düello’nun 1955 tarihli Nihal Yalaza Taluy çevirisi var. Nadirkitap’tan edindiğim kitabın bir önceki sahibi, sağolsun, sondaki boş sayfalara özet niteliğinde güzel bir not düşmüş. Spoiler riskini göze alanlar aşağıdaki resmin üzerine tıklayarak okuyabilir.

Kitabı keyifle okudum, Çehov’a olan hayranlığım daha da pekişti. Nispeten durgun bir seyri olmasına rağmen bu malzemeden heyecan verici bir film çıkabileceği duygusu bir an için bile yakamı bırakmadı. Nitekim IMDb kayıtlarına bakınca zaten halihazırda beş adet “Düello” uyarlaması olduğunu gördüm. İkisi Sovyet, ikisi Alman biri de Amerikan yapımı.

Dover Koşaşvili yönetiminde 2010’da çekilen The Duel adlı Amerikan versiyonunu izledim önce. Film, görsel başarısına rağmen, gerçekten de kitabın çok altında. Bunun sebebi de öyküdeki kritik dönemeçleri, önemli vurguları sinema dili açısından nispeten üstünkörü ele alması.

Nadejda Fyodorovna - Fiona Glascott (Filmin resmi sitesinden)
Nadejda Fyodorovna – Fiona Glascott (Filmin resmi sitesinden)

İzlediğim ikinci uyarlama Sovyet yapımı. Yosif Heyfets’in yönettiği 1973 tarihli filmin orijinal adı Plohoy Horoşiy Çelovek (Kötü Bir İyi Adam).  Yapımda Oleg Dal, Vladimir Visotski ve Anatoli Papanov gibi Sovyet sinemasının ünlü oyuncuları yer alıyor. Ne var ki, bu da Sovyet sinemasının gösterememe ve anlatamama hastalığından mustarip, vasat bir yapım. Filmi uzun atlamalarla anca izleyebildim.

Plohoy Horoşiy Çelovek dvd kapağı
Plohoy Horoşiy Çelovek dvd kapağı

Niyetim Amerikan ve Sovyet televizyon filmciliğini kafa kafaya tokuşturmak değil. Çehov’un metnine karşı bu iki uyarlamayı aynı paydada birleştiren küçük bir ayrıntı var. İşin ilgimi çeken kısmı işte bu ayrıntı.

Von Koren’in, toplumu Layevski gibilerden temizlemek için yanıp tutuşması karakterlerden hiçbirisi için sır değil. Bunu en uygun yoldan, mesela bir düello üzerinden gerçekleştirmesi için bir bahaneye ihtiyacı vardır. Bir tartışma sırasında Layevski’nin sarfettiği bir söz von Koren’e bu bahaneyi verir.

Nihal Yalaza Taluy çevirisinden aktarıyorum:

(Üçüncü bir karaktere hitaben)

– Beni rahat bırakın, dedi. Sizden hiçbir isteğim yok. Biricik arzum sizin de Yahudi bozması Almanlarınızın da beni rahat bırakmanız!… Aksi halde tedbir almak zorunda kalacağım, dövüşeceğim!…

– Şimdi mesele anlaşıldı. Bay Layevski’nin gitmeden önce canı düello eğlencesi istiyor. Ona bu zevki sağlamaya hazırım. Teklifinizi kabul ediyorum, Bay Layevski.

Orijinal Rusça metinde geçen kelime, yani jid, aslında bizde Yahudiden ziyade, çıfıta yakın. Yani Layevski, von Koren’in etnik kimliğini de işin içine katarak hakaret etmekte. Öykünün devamına bakınca von Koren’in buna içerlediğine dair bir işaret görülmüyor. Zira asıl derdi Layevski’yi “yapay seçilime” tabii tutabilmek için bir bahane elde etmek. Öte yandan, Layevski de pek ırkçı ve ayrımcı bir profil çizmemekte. Daha çok öfke anında ağızdan kaçmışa benzeyen, ama elbette bir toplumsal arka plana dair bazı ipuçları da veren bir ifade var ortada.

Ağızdaki baklayı çıkarmaya geldi sıra. Yukarıda andığım iki film de sanki sözleşmiş gibi bu cümleyi aynı biçimde deforme ediyor, o tekinsiz ifadenin üstünden atlıyor. Taluy’un kelimeleriyle ifade etmek gerekirse filmlerde şöyle denmekte:

“Beni rahat bırakın. Sizden hiçbir isteğim yok. Biricik arzum sizin de Yahudi bozması Almanlarınızın da beni rahat bırakmanız!… Aksi halde tedbir almak zorunda kalacağım, dövüşeceğim!…”

– Şimdi mesele anlaşıldı. Bay Layevski’nin gitmeden önce canı düello eğlencesi istiyor. Ona bu zevki sağlamaya hazırım. Teklifinizi kabul ediyorum, Bay Layevski.

Orijinal metne yapılan bu müdahele aslında von Koren’in “Mesele anlaşıldı” cümlesini tam anlamıyla havada bırakıyor. Hiçbir şeyin anlaşıldığı yok. Diyaloğun bu haline bakarak von Koren’in neden üstüne alındığını anlamak mümkün değil.

Dover Koşaşvili’nin hakkını yemeyelim. Onun filminde bu cümleden daha önce başka bir sahnede Layevski’nin von Koren’e Yahudilik üzerinden bir dokundurması yer alıyor. Layevski bir cumartesi günü yolda rastladığı eski ahbabına “Bugün de mi çalışıyorsunuz yoksa?” deyip arkadaşlarıyla birlikte arkasından gülüyor. Bu kısmın Çehov’da olmadığı düşünülürse  Koşaşvili’nin, sanki üstünü çizdiği o cümledeki anlamı öylece feda etmeye gönlü elvermemiş gibidir.

Edebiyat uyarlaması bağlamında The Duel ve Plohoy Horoşiy Çelovek‘in en büyük sorunu bu değil elbet. Ama sinemacıların aklının biraz da başka yerde olduğunu, yirminci ve yirmi birinci yüzyılların parçalı bulutlu kültürel atmosferlerinde Çehov’un metnine gözü kapalı güvenemediklerini göstermesi bakımından ilginç bir an, ilginç bir ayrıntı olarak bu notu düşmüş olalım.

Reklamlar