Sovyet Medeniyetinin Temelleri – III

(Andrey Sinyavski’nin “Sovyet Medeniyetinin Temelleri” adlı kitabıyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Sovyet Medeniyetinin Temelleri – I)

Andrey Sinyavski’nin Sovyet Medeniyetinin Temelleri kitabının “Sovyet devletinin metafiziği ve mistikası” bölümünden bir alıntıyla seriye devam edelim. Çevirinin sonundaki açıklayıcı notlar bana ait.

Osip Mandelştam  1920’lerin başında kaleme aldığı “On dokuzuncu yüzyıl” başlıklı makalesinde uzun süre devam edecek yeni bir tarihsel dönemin ağırlığını hissedercesine şöyle diyor:

“Yüzyılımızın başlangıcına heybetli bir sabırsızlık, istisnailik ve diğer dünyaları anlamayı reddetme tavrı damgasını vuruyor. Yüzyılımızın damarlarında çok uzaklarda kalmış, Mısır ve Asur gibi anıtsal kültürlerin ağır kanı dolaşıyor.”

İlk seferinde kulağa tuhaf geliyor bu cümleler. Rusya’yla (çünkü burada her şeyden evvel devrim sonrası Rusya kastediliyor) Eski Mısır ve Asur arasındaki bu benzerlik nereden? Fakat burada konu her türden başka fikre Avrupa medeniyetinin bugüne dek görmediği ölçüde tahammülsüz, devasa ölçülerde bir devlet iktidarıdır. Bu muazzam organizmanın bizatihi kendisinde irrasyonel ve korkunç bir şeyler var gibi. Mandelştam’a Asur’u ve Eski Mısır’ı çağrıştıran şey budur. [1]

Bu devletin hayatına dair bazı yönleri ele alalım. Örneğin, daha Lenin zamanında yerleşmeye başlayan, ancak asıl olarak Stalin zamanında gelişen ve hala yürürlükte olan askeri tarza bakalım. Silahlı ayaklanmanın ateşinde doğmuş ve iç savaş sınavından geçmiş devlet, savaşçı yüzünü sonsuza dek muhafaza etmiş gibidir sanki. Lenin’in kendi diktatörlüğünü kesintisiz ve total bir savaş durumu olarak adlandırdığını hatırlayalım. [2] Sovyet devleti sürekli “Bugün kime saldırsam acaba?” diye düşünen bir devlettir anlamına gelmez bu. Ancak ülke mütemadiyen bir askeri gerilim halinde bulunmakta ve yaşamaktadır. Kapitalist kuşatma ve Hitler Almanyası tehlikesi geride kaldığında bile askeri humma aynen devam etti. Bu duruma tümüyle mantıklı açıklamalar getirilebileceği gibi son derece gizemli, irrasyonel, hatta neredeyse mistik sebepler de ileri sürülebilir. Örneğin, çeşitli saldırganlık eylemlerinde bulunarak (mesela Doğu Avrupa’yı ele geçirmek suretiyle) Sovyet devleti fethettiği bütün bu yerleri korumak zorundadır şeklindeki açıklama makul açıklamalardan biridir. Aksi takdirde devlet dağılabilir. Bu yüzden aktif savunma konumundadır. Savaşı arzu etmez ama dolaysız bir savaş tehlikesi olmamasına rağmen sürekli savaşa hazır haldedir. Sürekli birilerinin kendisine saldırmak ve bu toprakları elinden almak istediğini düşünür. Sovyetler Birliği’nde, sanki ülke mütemadiyen savaş vaziyetindeymişçesine hüküm süren özgürlüksüzlük hali kısmen buradan gelir. Ve bunun kendince bir mantığı vardır.

Stalin döneminin geride kaldığı nispeten daha liberal olan bugünlerde [3] Moskova’daki Dünya Edebiyatı Enstitüsü’nün [4] çalışanlarından biriyle aramızda geçen bir sohbete atıfta bulunacağım. Parti üyesi olmayan bu şahıs dürüst ve biraz da liberal birisiydi. Bu nedenle kendisiyle hiç çekinmeden açıkça konuşabiliyordum. Konuşmamız sırasında özgürlük yoksunluğunda yaşamanın çok zor olduğundan ve bunun Rus ve hatta Sovyet kültürüne çok kötü yansıdığından şikayet ettim. Akıl yürütmem şu şekildeydi: “Hükümetimiz kültür alanında ipleri biraz gevşetse ne olur sanki, Sovyet devleti mi dağılır? Mesela soyut resme izin verseler, Pasternak’ın basılmamış romanını [5], Ahmatova’nın “Rekviem”ini [6] yayınlasalar vb, bundan ne çıkar? Kısacası sanat ve edebiyat alanında buzlar biraz çözülse, bundan Rus kültürü ve Sovyet devleti sadece kazançlı çıkar!”

Muhatabımın buna cevabı şöyle oldu: “Evet, tabii ki, bu tip küçük şeylerden devlet yıkılmaz. Ama bu işin Polonya’da nasıl yankılanacağını hesaba katmıyorsunuz.” “Moskova’da Pasternak’ı basmakla Polonya’nın ne ilgisi var?” diye sordum şaşkınlıkla. Bunun üzerine “Eğer biz, merkezde, mesela kültür alanında bazı açılımlarda bulunursak, Polonya’da, yani nispeten bizden daha özgür bir yerde özgürlük yönünde daha ileri ve daha büyük adımlar atılır. Moskova’da buzları çözersek, Polonya Doğu Bloku’ndan, Sovyetler Birliği’nden kopar,” dedi.

Umursamazlıkla “Koparsa kopsun ve nasıl isterse öyle yaşasın! Bize ne?” dedim. “Evet, ama o zaman Polonya’dan sonra Çekoslovakya da ayrılır, Çekoslovakya’dan sonra da bütün Doğu Bloku çöker.” “Çökerse çöksün. Bu Rusya’yı sadece rahatlatır!” Muhatabım daha da derine indi: “Doğu Avrupa’nın ardından Baltık ülkeleri de ayrılmak isteyecek: Letonya, Litvanya ve Estonya!” Tekrar üsteledim: “Olsun! Bu zorla bağlanmaların anlamı ne?” “Baltık ülkelerinin ardından Ukrayna da ayrılacak, Kafkasya da ayrılacak! Rus hükümdarlığının yıkılmasını mı istiyorsunuz?! Sizin Pasternak’ınız yüzünden bütün Rusya, şu anda dünyadaki en büyük imparatorluk ölsün mü yani?!…

Sohbet burada sona erdi. (s.101-104)

[1] Anlaşılan Devrim Rusya’sında Asur’u gören tek kişi değil Osip Mandelştam. Bkz. Zamyatin, Biz ve Proletkült.
[2] Sinyavski kitabın önceki bölümlerinde aktardığı Lenin’in proletarya diktatörlüğü tanımına atıfta bulunuyor.
[3] 70’lerin sonu, 80’lerin başı.
[4] Rusya Bilimler Akademisi Dünya Edebiyatı Enstitüsü. Kısa adı IMLI RAN. Hala faal olan enstitü Rusya’da edebiyat alanında faaliyet gösteren sayılı eğitim ve araştırma kurumlarından biridir.
[5] Doktor Jivago’yu kastediyor. Kitap Rusya’da ilk kez 1988’de basılabildi.
[6] Anna Ahmatova’nın 1934 tarihli poeması. Tıpkı Doktor Jivago gibi Rekviem de ilk kez Sovyetler Birliği dışında basıldı. Rusya’da uzun yıllar samizdat biçiminde çoğaltıldı. Kendi ülkesinde ilk basımı 1987 tarihine rastlayan bu poema şu anda Rus okul müfredatının bir parçasıdır.

(Devamı)

Reklamlar

Hakkında Mustafa Yılmaz
Rusça çevirmeni.

Eklemek istediğiniz şeyler varsa...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: