Bu posttan itibaren fırsat buldukça Rus yazar Andrey Sinyavski’nin Sovyet Medeniyetinin Temelleri adlı muhteşem kitabından ilginç bulduğum bazı pasajların çevirisini aktaracağım. Ama önce yazar ve kitapla ilgili kısaca bazı bilgiler vermek istiyorum.

avtor2Andrey Sinyavski 1925 yılında Moskova’da doğdu. Radyo teknikeri olarak II. Dünya Savaşı’na katıldı. Savaştan sonra Moskova Devlet Üniversitesi’nde (MGU) filoloji okudu. Rusların meşhur Dünya Edebiyatı Enstitüsü’nde çalıştı (IMLI), mezun olduğu MGU’da dersler verdi. Maksim Gorki, Boris Pasternak, Anna Ahmatova ve İsak Babel üzerine çalıştı. 1955’ten itibaren edebi eserler de verdi. Sansürden kaçmak için yazdıklarını Abram Terz takma adıyla Sovyetler Birliği dışında yayınladı. 1965 yılında kendisi gibi takma adla Sovyetler Birliği dışında kitap çıkaran Yuli Daniel’le birlikte tutuklandı ve “Anti Sovyet faaliyetlerde bulunmak” suçlamasıyla Sovyet yargısının önüne çıktı. Sinyavski-Daniel Davası olarak bilinen ve Sovyet kültür hayatında yarattığı sarsıntılar birliğin dağılışına kadar devam eden bu dava sonucunda 7 yıl hüküm giydi ve ıslah-çalışma kampına (GULAG) gönderildi. 1971’de serbest bırakıldı ve 1973’te Fransa’ya iltica etmesine izin verildi. 1997 yılında burada öldü. Mezarı Paris’tedir.

384396Sovyet Medeniyetinin Temelleri (Osnovı sovetskoy tsivilizatsii) kitabı Sinyavski’nin 1978-1984 yılları arasında Sorbonne’da verdiği derslere dayanmaktadır. Yazar bu kitapta Sovyet medeniyetinin tarihi ve teorisinin yanı sıra, kendi sözleriyle ifade etmek gerekirse, “metafiziğini” de masaya yatırmaktadır. Sovyet medeniyetinin temel önermelerini ve “devrim”, “devlet”, “yeni insan” vb gibi köşe taşı kavramları detaylı olarak ele alan kitap bu medeniyete bir yandan da Sovyet edebiyatının gözleriyle bakmaya çalışmaktadır. Kitap Rusya’da ilk kez 2002’de yayınlanmıştır.

Kitapla ilgili birkaç aya yayılabilecek, kimi uzun, kimi kısa postlara önsözün ilk ve son paragrafıyla başlayalım:

Bu kitap 1970-1980’li yıllarda batılı bir dinleyici kitlesi karşısında okuduğum derslerin neticesidir. Sovyet Rusya kökenli biri olarak bana ülkemin dünü ve bugünü üzerine birçok soru yöneltildi. Ama asıl soru şuydu: Neden böyle oldu ve bu böyle daha ne kadar devam edebilir? Bu tip sorular, konuşmalar ve tartışmalar beni anavatanın bir yandan olağanüstü çekici, diğer yandan da ürkütücü ve itici bazı tanıdık özelliklerine daha dikkatli bakmaya zorladı.

Radişev’in XVIII. yüzyılın sonunda yazdığı “On sekizinci asra dair” şiirinin mısraları kitabımın epigrafı olarak kullanılabilir. Bu satırlar benim için sadece epigraf değildir, aynı zamanda unutulması mümkün olmayan bir şeye bakış açısıdır:

Hayır, unutulmayacaksın, akılsız ve bilge asır,
İlelebet lanetlisin, ilelebet sürecek şaşkınlığımız,
Kanlı beşikte büyüdün, savaş gümbürtüsüyle uyudun,
Mezarına da yine sırılsıklam kanlar içinde iniyorsun…

(Devamı)

Reklamlar